11 Ağustos 2012 Cumartesi
7 Ağustos 2012 Salı
Titrek bir damladır aksi sevincin...
Bu kadar yoğun bir duyguyu tek bir dörtlüğe bu kadar ustaca sığdırabilmenin adı olmalı herhalde şairlik!..
Yılların yılgınlığı ile solmuş yanaklara gözlerden birdenbire ve sessizce boşalıveren yaşlar, yıllar öncesinden gelen kimbilir hangi bir kederin yol açtığı bir iç taşmasının eseridir ki?... Bu, şifresi biribirinden habersiz iki ayrı kişiye emanet edilmiş ve içi; adına aşk dediğimiz manevi bir hazinelerle dolu bir cennetin kapısını açacak bir sırdır ve bu iki kişi ne zaman bir araya gelirse bu sır işte ancak o zaman çözülebilir ve bu saklı cennetin kapısı işte ancak o zaman açılabilir!.. İşte gönüllerdeki saklı bunca kederi yaşatan şey de bu yitik cennete duyulan özlemdir. O kapı ne zaman açılırsa insan işte ancak o zaman sükûn bulur. Bu adeta ilâhî bir lotaryadır ve bu yüzden şanslısı da çok azdır!. Kazancın büyüklüğünü onu kazananlardan sormalı, kaybedenlerin dertlerini anlamak için ise şairlere kulak vermeli...
Bundan sonrasında artık diyebiliriz ki, nerede biri bir içli bir şarkı, bir türkü tutturmuşsa bilin ki, orada biriken kederler bir gönülde yine bir iç taşmasına yol açmış ve yürektekini sunacak kimsesi olmayan bir gönül yine taşmış, o içli şarkıları derdine yine rumuz etmiştir. İşte bunu bu kadar öz bir şekilde anlatmak da Ahmet Muhip Dranas gibi dev bir şaire nasip olmuştur...
Yılların yılgınlığı ile solmuş yanaklara gözlerden birdenbire ve sessizce boşalıveren yaşlar, yıllar öncesinden gelen kimbilir hangi bir kederin yol açtığı bir iç taşmasının eseridir ki?... Bu, şifresi biribirinden habersiz iki ayrı kişiye emanet edilmiş ve içi; adına aşk dediğimiz manevi bir hazinelerle dolu bir cennetin kapısını açacak bir sırdır ve bu iki kişi ne zaman bir araya gelirse bu sır işte ancak o zaman çözülebilir ve bu saklı cennetin kapısı işte ancak o zaman açılabilir!.. İşte gönüllerdeki saklı bunca kederi yaşatan şey de bu yitik cennete duyulan özlemdir. O kapı ne zaman açılırsa insan işte ancak o zaman sükûn bulur. Bu adeta ilâhî bir lotaryadır ve bu yüzden şanslısı da çok azdır!. Kazancın büyüklüğünü onu kazananlardan sormalı, kaybedenlerin dertlerini anlamak için ise şairlere kulak vermeli...
Bundan sonrasında artık diyebiliriz ki, nerede biri bir içli bir şarkı, bir türkü tutturmuşsa bilin ki, orada biriken kederler bir gönülde yine bir iç taşmasına yol açmış ve yürektekini sunacak kimsesi olmayan bir gönül yine taşmış, o içli şarkıları derdine yine rumuz etmiştir. İşte bunu bu kadar öz bir şekilde anlatmak da Ahmet Muhip Dranas gibi dev bir şaire nasip olmuştur...
6 Ağustos 2012 Pazartesi
Mavi Maviydi Gökyüzü
Daha çok "Bursa'da Zaman" şiiri ile tanınan ünlü edebiyatçılarımızdan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bu şiiri de gerçekten bir başka güzel...
27 Temmuz 2012 Cuma
Enis Behiç Koryürek ve "Hatıra"sı...
Adı; Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy ve Orhan Seyfi Orhon'la beraber anılan ve "Beş Hececiler" olarak tanınan ve bu Cumhuriyet döneminin ilk dönem şairlerinden biri olan Enis Behiç Koryürek, her ne kadar tasavvufî şiirler de yazmışsa da, onun özellikle "Hatıra" isimli ve Erol Sayan tarafından Rast makamında bestelenen şiiri, en çok bilinen şiiridir. Türk Sanat Müziğinin bugün bile dillerden düşmeyen bu güzel besteye güfte olan ve her mısraı 14 heceden meydana getirilmiş bu güzel o şiir ise işte burada:
Etiketler:
Besteci ve Güftecilerimiz,
Şairler ve Şiirleri
26 Temmuz 2012 Perşembe
10 Temmuz 2012 Salı
8 Mayıs 2012 Salı
ORHAN SEYFİ'NİN VEDA BUSESİ...
"Veda Busesi", Türk sanat müziğinin şüphesiz en bilinen, en çok sevilen şarkılarından biri...Yusuf Nalkesen tarafından 1951 yılında Muhayyer Kürdî makamında bestelenen bu içli şarkının sözleri ise zamanının ünlü "beş hececi"lerinden biri olan şair ve gazeteci-yazar Orhan Seyfi Orhon'a ait.
Kendisini, daha henüz çocukluğumu yaşadığım o 60'lı yıllarda yayınlanan ve babamın günlük olarak aldığı "Son Havadis" gazetesindeki köşesinden tanıma şansı bulduğum şair, önceleri "aruz vezni" ile şiirler yazmışsa da, daha sonraları çağdaşları gibi "hece vezni"ne dönmüş. Böylece, adı, Faruk Nafız Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy ile birlikte, "beş hececiler" olarak anılır olmuş ve Orhan Seyfi, tıpkı diğer dört şair gibi şiirlerini artık "hece ölçüsü" ile yazmayı tercih etmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





