11 Ekim 2013 Cuma

Hiç böyle bir dua etmek aklınıza gelmiş miydi?







Ne ilginç bir dua değil mi?

Bosna-Hersek Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı olan ve sıkı bir Müslüman olduğu bilinen Aliya İzzet Begoviç'in bu ilginç duası, aynı zamanda bizzat kendi hayat tecrübesiyle de sabit olduğu anlaşılan bir gerçeğin altını çiziyor.

Diğer insanlarla olan ilişkilerini kâr/zarar hesabına dayandıran ve onlarla olan ilişkisini herhangi bir eşya ile olan ilişkisinden farklı görmeyen, değil insanın, hayvanın bile doğasında var olan muhabbet duygusunu bir zaaf sanarak, "acınacak hale düşmemek için acımamalısın" gibi soğuk bir mantığı çok matah bir şeymiş gibi ilke edinen, "duygularını işe karıştırmamayı" büyük bir marifet bilen, tıpkı o çok bilinen fıkrada olduğu gibi; çağrıldığı mahkemeye gittiğinde kadının bir gözünün kör olduğunu görünce "selamün aleyküm kör kadı" diyerek kendince doğruları söylemekten perva etmediğini gösteren o ham insanların böyle kalpsiz dürüstlüklerinden Allah hakikaten bizi de korusun demekten ben de kendimi alamıyorum.

Eskiden birinin kâmil, yani olgun adam olduğunu anlatmak için ona; "halden anlar", "halden bilir" denirdi.

Aslında insanların çoğu bu hatayı hep yapıyor, kendilerini ve dünyalarını tek bir boyuta hapsediyorlar. Kendilerini bu tek boyutlu, beden ve eşyadan oluşan iki varlıklı bir dünyaya mahkûm edince de hem kendilerine, hem de karşısındakilere farkında olmadan büyük haksızlıklar ediyor, kendilerini ve başkalarını nice iyilik ve güzelliklerden mahrum etmiş oluyorlar.

Çünkü bu türden insanlar, kendilerini "kazan ya da kaybet" odaklı vahşi bir yaşam şekline mecbur edenin bu dünya olduğuna inanıyorlar. Kuralları önceden konmuş bir dünyaya göz açtıklarını varsayarak kendilerince buna göre bir oyun kurmuş oluyorlar!

Halbuki biraz düşünseler, her insanın "güçlü olanın" koyduğu kuralları değiştirebilecek bir potansiyelle doğmuş olduğunu, dünyayı değiştirme gücünün yalnızca insanda bulunduğunu görecekler ve hatta ve hatta "imtihan dünyası" da denen bu dünyadaki asıl imtihanın bu olduğunun da farkına varacaklar...



9 Ekim 2013 Çarşamba

5 Ekim 2013 Cumartesi

Olur ya...

Olur ya, belki bir gün biz de birlikte bir çay içeriz İstanbul'a karşı...