8 Mayıs 2012 Salı

ORHAN SEYFİ'NİN VEDA BUSESİ...




"Veda Busesi", Türk sanat müziğinin şüphesiz en bilinen, en çok sevilen şarkılarından biri...Yusuf Nalkesen tarafından 1951 yılında Muhayyer Kürdî makamında bestelenen bu içli şarkının sözleri ise zamanının ünlü "beş hececi"lerinden biri olan şair ve gazeteci-yazar Orhan Seyfi Orhon'a ait.

Kendisini, daha henüz çocukluğumu yaşadığım o 60'lı yıllarda yayınlanan ve babamın günlük olarak aldığı "Son Havadis" gazetesindeki köşesinden tanıma şansı bulduğum şair, önceleri "aruz vezni" ile şiirler yazmışsa da, daha sonraları çağdaşları gibi  "hece vezni"ne dönmüş. Böylece, adı, Faruk Nafız Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy ile birlikte, "beş hececiler" olarak anılır olmuş ve Orhan Seyfi, tıpkı diğer dört şair gibi şiirlerini artık "hece ölçüsü" ile yazmayı tercih etmiştir.



"11'li hece ölçüsü" ile yazdığı "VEDA" isimli bu ünlü şiirin hikayesi ise şöyle anlatılmakta: Şair, bu şiirini kanserden ölen kızı için yazmış. Şöyle ki:

Ölümünden hemen önce kızı, babasından "gidişine ağlamaması" konusunda söz istemiş, o da söz vermiş. Ama baba kalbi, o anda verdiği sözü tutamamış ve kızı ile arasında geçen o son anları şiire dökmekten kendini alamamış. Bu muhteşem dizeler de işte böyle bir acının ardından yazıya dökülmüş ve ölümsüzleşmiş...

O şiir ise işte bu şiir:

VEDA

Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın?
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüne bu türlü bakmayacaktın?

Hani ey gözlerim bu son vedada,
Yolunu kaybeden yolcunun dağda
Birini çağırmak için imdada
Yaktığı ateşi yakmayacaktın

Gelse de en acı sözler dilime
Uçacak sanırdım birkaç kelime...
Bir alev halinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın?


Her dinleyen için farklı farklı çağrışımlar yapsa da dinleyenlerin tamamını, şüphesiz ki bilinmez hüzünlerin ıssız sahillerine çeken bu dizeler, öyle görünüyor ki, kendisine çok yakışan bestesi ile de dillerde ve gönüllerde yaşamaya devam edecek...

NOT:  Şiirin ilk dörtlüğünün son iki mısraı çoğu zaman yanlış söylenmekte; "buseni" yerine "busemi", "yüzüne" yerine "yüzüme" denmektedir. Halbuki buradaki o sözleri şair karşısındakine değil kendi kendine söylemekte ve kendi gönlüne kahretmektedir.




2 yorum: