16 Ekim 2012 Salı

Başka ne isterdi ki insan?..

İçini en olmadık zamanlarda sızlatan, ufacık da olsa bir sızı olduğunu bilebilmekten gayrı...


9 Ekim 2012 Salı

Ne güzel söylemiş Veysel...


İşte, şairlikle aşıklığın farkını ortaya koyan muhteşem bir söz! 

İnsan sevdiğine etme gereği duyduğu sitemi, ya da başka bir deyişle "kahırlanma"yı bir cümle ile ve bu kadar sade ama bir o kadar da çarpıcı bir şekilde ancak böyle ifade edebilirdi, değil mi? 

Meramını bu kadar açık ve muhatabını canevinden vurucu bir şekilde anlatabilmek için, bence ancak "aşıklık" geleneğinden gelen biri olmak gerekir. Biz her ne kadar bu insanları "aşık" olarak tanımlasak da, onlar halk içinde "hak aşığı" olarak tanınırlar. Aşık Veysel'in bu sözüne bakınca, doğrusu bu kadar etkili bir sözün çıksa çıksa ancak "Hak" dilinden çıkabileceğini düşünmeden edemiyor insan...     



5 Ekim 2012 Cuma

Muhabbet gönüllerin dilidir, tercüman gerektirmez...

Muhabbet gönüllerde bir defa doğmayagörsün, kendi lisanını ne edip edip buluyor!


28 Eylül 2012 Cuma

Yaz aşkları ve unutulmaz bir film...

"Summer of 42", ya da "1942 Yazı" fimi sinema tarihine geçmiş önemli filmlerden biri. Yalnız burada hemen bir parantez açıp belirtilmeli ki, bu filmde sadece alışılagelmiş bir aşk hikayesi anlatılmamış. Bu film aynı zamanda, II. Dünya Savaşı'nın bütün şiddeti ile yaşandığı o günlerde küçük ve sakin bir adada yaşayan ve cinselliği keşfetmeye çalışan ergenliğe yeni adım atmış üç erkek arkadaşın merak ve heyecanlarından yola çıkarak bu yönde gelişen olayları ve onlarla aynı adada bulunan ve eşini savaşa gönderdiği için yalnız yaşamak zorunda kalan Dorothy (Jennifer O'Neill) arasında geçenleri romantik bir atmosfer içinde seyirciye aktarma başarısını yakalayabilmiş de bir film. Filmin bu başarısında şüphesiz filme aynı adı taşıyan ve ünlü Fransız müzisyen Michel Legrand tarafından yapılan film müziğinin de katkısı büyük.

Yazar Hasan Bülent Kahraman "Yaz aşkları ergenliği" başlıklı makalesinde bu film hakkında şunları söylüyor:

'Yaz aşkları' kavramını evrensel sanırız. Yaz 'romansları', yanıldığımızı hiç düşünmeden zannederiz ki, dünyanın her yerinde, her kültüründe geçerlidir. 'Deniz ve mehtap', sudaki yakamozlar, mutlaka mühürleyici bir şarkı bu yaz aşkları klişesinin unsurlarını oluşturur. En nihayet sonbahar gelecek, eylül başlayacak, 'sarı sarı yapraklarla' aşklar bitecektir. Eh, zaten Eylülde Gel gibi şarkılar falan da vardır.